Connect with us

Magazine

HAYATIN KALEMİNDEN /3

Published

on

Otogara geldim ve Antalya’ya bir tane bilet alıp otobüsü beklemeye başladım. O sırada telefonum çaldı. Yine arayan Filiz’ di. Hemen açtım.
Her zamanki bana huzur veren sesiyle konuşmaya başladı;

“Neredesin. ”

“Şimdi otobüse bineceğim.”

“Tamam. Ben terminale iniyorum. Seni orada bekliyorum.”

“Hevesini kırmak istemem ama daha gelmeme çok var.”

“Olsun. Ben yine…”

“Biliyorum. Tamam inince seni ararım. Orada buluşuruz.”

“Tamam telefonunu bekliyorum.” dedi ve kapattı.

İnsanın aklının başından alınması bu galiba. Seviyordum. Hemde hiç kimsenin sevemeyeceği kadar çok. Iki yıllık ayrı birlikteliğimizin sonuna az kaldı. Artik hep birlikte olacağiz.
Otobüs geldi. Bir an gelmeyecek sandım ama sonunda geldi işte. Artık o yolun bitmesi kalmişti . Geriye sadece iki saat kaldı . İnanamiyordum şu anda yaşadığıma. Şüphesiz hepsi gerçek. “Allah’ ım bu yaşadıklarım rüyaysa beni bu rüyadan uyandırma.” dedim kendi kendime. Yerime oturup telefonu çıkardım tekrardan. Mesaj yoktu. kimse de aramamiş. Zaten Filiz’ den başka kim arardı ki beni? Bir Filiz’ im var bir de ben. Başka kimsem yok hayatımda. Benim herseyim o. Hayattaki tek varlığım; annem ve Filiz. Anne hakki daha çoktur ama ikisine de ayni değeri verdim hep. Bundan sonra da hep oyle olacak.

Sanal ortamın sahteliğinin farkına varmıştı galiba. Yaşadıklarımız sahteydi demiyorum ama telefon aracılığıyla konuşurken gerçek olan tek şey birbirimize bir türlü anlatamadığımız hissettiklerimizdi. Artık ikimizde birbirimizin hislerinin farkına varacaktık.

İlk tanıştığımız günü hatırlıyorum. Öyle saf, öyle temizdi ki o anda aşık olmuştum Filiz’ e. İyiki de olmuşum. Onun gibi birisini sevme fırsatım olduğu için çok mutluyum. Beni sevmese de mutlu olurdum. Benim ne kadar sevdiğimi bilemez ama sadece sevdiğimi bilse ve sevgime inansa yeterdi…

Devam ediyor…

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Magazine

HAYATIN KALEMİNDEN, 28

Published

on

By

Bazen yaptığın şeylere nokta koyman gerekir işte o zman durup bakıcaksın yeni başlangıçlar için

Baktğım yerde dalmış kalmışım. Kendimi sol tarafımda oluşan acıyla toparladım. Nefesim daralır gibi oldu. Sanki kalbime kramp gibi bir şey girmişti. Kısa sürdü ama aklımda kaldı yine de. O da neydi öyle?
İçime çöken bu karamsarlığı aklımdan çıkarıp masadaki tabağa baktım. Tabağındakiler hala duruyordu.
Aklıma bir fikir geldi. Peçetelerle masanın üzerine bir şeyler yapma fikri hoşuma gitti. Hemen birkaç tane peçete alıp köşeleri birbiri üzerine gelecek şekilde katladım. Katladığım peçeteleri birleştirerek masanın ortasına kalp şekli oluşturdum. Kürdanlarla kalbin sağ ve sol taraflarına tabaklarımızı gösterecek şekilde oklar çıkardım. Beklemeye devam ettim.
Duyguların en saf en duru hali değil miydi aşk. İnsanın çocuklaşma sebebi değil mi sahiden. Bir yaşlanan insan bir de aşık olan insan çocuklaşır. Bana göre böyle.
Gideli on dakikayı geçmişti ama hala ortalıkta yoktu. Belki teyzesi falan oyalamıştır, o da bana küçük bir şey hazırlamıştır gibi ikna edici düşüncelerle kendimi ikna etmeye çalıştım.
İkna edici olmadı…
Kontrolsüz bir şekilde kafeden çıkıp eve doğru koşmaya başladım. Tam evlerinin önünde kalabalık vardı. Kalabalık beyaz bir arabanın önündeydi. Teyzesi kenardan gelip beni tutup engellemeye çalıştı. Onu aştıktan sonra sert bir hareketle kalabalığı itip kendime geçecek bir yer açtım.
Onun olmamasını diliyordum. Etrafına çullanmış olan birkaç kişiyi daha kenara ittim. Dizlerimin üzerine çöküp yüzüne doğru eğildim. İstemeyerek te olsa baktım. Oydu! Evet, her defasında yanlış gördüm diyerek birkaç defa daha baktım. Belki o değildir, yanlış görmüşümdür diye, ama oydu.
Son bir kez baktı bana. Gözlerinin içi gülüyordu. Yüzündeki gülme sanki bir anda silindi. Bana bakıyordu ama bakan o değildi. Gözlerinin içi artık gülmüyordu. Donmuş gibiydi.
İnanamadım. Böyle bir şey nasıl olabilirdi. Bulunduğumuz anı ölümsüzleştirmek istemişti. O anki mutluluğumuz fotoğraf olarak saklanmaya değerdi.
Ölümsüzleştirdi. Kendisini feda ederek. Beni, o son gördüğüm, bana gülen gözlerden mahrum ederek. Elbette ölümsüzleşti o an…
Bir kelebeğin ömründen daha kısa süren bir aşktı bizimkisi…
Kelebeğin ömründen daha kısa.!

Continue Reading

Magazine

HAYATIN KALEMİNDEN 27

Published

on

By

Dertlere derman bul dertleri dertlerle çovaltma

Baktğım yerde dalmış kalmışım. Kendimi sol tarafımda oluşan acıyla toparladım. Nefesim daralır gibi oldu. Sanki kalbime kramp gibi bir şey girmişti. Kısa sürdü ama aklımda kaldı yine de. O da neydi öyle?
İçime çöken bu karamsarlığı aklımdan çıkarıp masadaki tabağa baktım. Tabağındakiler hala duruyordu.
Aklıma bir fikir geldi. Peçetelerle masanın üzerine bir şeyler yapma fikri hoşuma gitti. Hemen birkaç tane peçete alıp köşeleri birbiri üzerine gelecek şekilde katladım. Katladığım peçeteleri birleştirerek masanın ortasına kalp şekli oluşturdum. Kürdanlarla kalbin sağ ve sol taraflarına tabaklarımızı gösterecek şekilde oklar çıkardım. Beklemeye devam ettim.
Duyguların en saf en duru hali değil miydi aşk. İnsanın çocuklaşma sebebi değil mi sahiden. Bir yaşlanan insan bir de aşık olan insan çocuklaşır. Bana göre böyle.
Gideli on dakikayı geçmişti ama hala ortalıkta yoktu. Belki teyzesi falan oyalamıştır, o da bana küçük bir şey hazırlamıştır gibi ikna edici düşüncelerle kendimi ikna etmeye çalıştım.
İkna edici olmadı…
Kontrolsüz bir şekilde kafeden çıkıp eve doğru koşmaya başladım. Tam evlerinin önünde kalabalık vardı. Kalabalık beyaz bir arabanın önündeydi. Teyzesi kenardan gelip beni tutup engellemeye çalıştı. Onu aştıktan sonra sert bir hareketle kalabalığı itip kendime geçecek bir yer açtım.
Onun olmamasını diliyordum. Etrafına çullanmış olan birkaç kişiyi daha kenara ittim. Dizlerimin üzerine çöküp yüzüne doğru eğildim. İstemeyerek te olsa baktım. Oydu! Evet, her defasında yanlış gördüm diyerek birkaç defa daha baktım. Belki o değildir, yanlış görmüşümdür diye, ama oydu.
Son bir kez baktı bana. Gözlerinin içi gülüyordu. Yüzündeki gülme sanki bir anda silindi. Bana bakıyordu ama bakan o değildi. Gözlerinin içi artık gülmüyordu. Donmuş gibiydi.
İnanamadım. Böyle bir şey nasıl olabilirdi. Bulunduğumuz anı ölümsüzleştirmek istemişti. O anki mutluluğumuz fotoğraf olarak saklanmaya değerdi.
Ölümsüzleştirdi. Kendisini feda ederek. Beni, o son gördüğüm, bana gülen gözlerden mahrum ederek. Elbette ölümsüzleşti o an…
Bir kelebeğin ömründen daha kısa süren bir aşktı bizimkisi…
Kelebeğin ömründen daha kısa.!

Continue Reading

Magazine

HAYATIN KALEMİNDEN 26

Published

on

By

Tek derdimiz sevmek olsun

Baktğım yerde dalmış kalmışım. Kendimi sol tarafımda oluşan acıyla toparladım. Nefesim daralır gibi oldu. Sanki kalbime kramp gibi bir şey girmişti. Kısa sürdü ama aklımda kaldı yine de. O da neydi öyle?
İçime çöken bu karamsarlığı aklımdan çıkarıp masadaki tabağa baktım. Tabağındakiler hala duruyordu.
Aklıma bir fikir geldi. Peçetelerle masanın üzerine bir şeyler yapma fikri hoşuma gitti. Hemen birkaç tane peçete alıp köşeleri birbiri üzerine gelecek şekilde katladım. Katladığım peçeteleri birleştirerek masanın ortasına kalp şekli oluşturdum. Kürdanlarla kalbin sağ ve sol taraflarına tabaklarımızı gösterecek şekilde oklar çıkardım. Beklemeye devam ettim.
Duyguların en saf en duru hali değil miydi aşk. İnsanın çocuklaşma sebebi değil mi sahiden. Bir yaşlanan insan bir de aşık olan insan çocuklaşır. Bana göre böyle.
Gideli on dakikayı geçmişti ama hala ortalıkta yoktu. Belki teyzesi falan oyalamıştır, o da bana küçük bir şey hazırlamıştır gibi ikna edici düşüncelerle kendimi ikna etmeye çalıştım.
İkna edici olmadı…
Kontrolsüz bir şekilde kafeden çıkıp eve doğru koşmaya başladım. Tam evlerinin önünde kalabalık vardı. Kalabalık beyaz bir arabanın önündeydi. Teyzesi kenardan gelip beni tutup engellemeye çalıştı. Onu aştıktan sonra sert bir hareketle kalabalığı itip kendime geçecek bir yer açtım.
Onun olmamasını diliyordum. Etrafına çullanmış olan birkaç kişiyi daha kenara ittim. Dizlerimin üzerine çöküp yüzüne doğru eğildim. İstemeyerek te olsa baktım. Oydu! Evet, her defasında yanlış gördüm diyerek birkaç defa daha baktım. Belki o değildir, yanlış görmüşümdür diye, ama oydu.
Son bir kez baktı bana. Gözlerinin içi gülüyordu. Yüzündeki gülme sanki bir anda silindi. Bana bakıyordu ama bakan o değildi. Gözlerinin içi artık gülmüyordu. Donmuş gibiydi.
İnanamadım. Böyle bir şey nasıl olabilirdi. Bulunduğumuz anı ölümsüzleştirmek istemişti. O anki mutluluğumuz fotoğraf olarak saklanmaya değerdi.
Ölümsüzleştirdi. Kendisini feda ederek. Beni, o son gördüğüm, bana gülen gözlerden mahrum ederek. Elbette ölümsüzleşti o an…
Bir kelebeğin ömründen daha kısa süren bir aşktı bizimkisi…
Kelebeğin ömründen daha kısa.!

Continue Reading

Trending